17 Mayıs 2011 Salı

blogu açmakla iş bitmiyor:)

ben dağınık biriyim, her şeyi takvimine göre zamanında yapmakda üstüme olmasa da hep yumurta kapıya dayanınca yapıyorum yapmam gerekenleri, bir düzen ve devamlılık gerektiren hangi işe burnumu soktuysam başında veya ortasında sıkılıp bırakıyorum, erteliyorum, sonrada aklıma geldikçe dert ediyorum kendime niçin yapmıyorum diye.
bu bloğu aslında bir arkadaş eğlencesinde yaptığımız geyik üzerine açmıştım. ama bu bahaneydi tabi, bir şekilde ortaokuldan beri yazdığım ufak tefek hikayeleri bundan böyle buradan yazarım diye heyecanlandırdım kendimi, ama ne oldu, yapmadım:) başlamaktaki gayemi her hatırladığımda da bu sayfayı açıp sonra nedense hiçbirşey yazdan kapatıp durdum. biraz da yazmakla söylemek arasındaki farkın zorluğundan olsa gerek, e tabi bir de evinde yazıp bir kenara kaldırdığın notlar gibi değil senden başkaları da okuyor fikri ile yazacağım her cümleyi kasa kasa kendi kendimi bertaraf ettim
şimdi ne oldu peki de bülbül gibi şakıyorum? bir çözüm buldum sanırım. bir düzene sokmaktansa -ki böyle bir kural hiç varolmamıştı aslında,tamamen kendi saplantım- dağınık ve kafama göre takılacağım. evde sağda ,solda,çantada,rafta her nereden çıkarlarsa artık ,tarih sırası yok, birbiriyle alakası yok, belki çoğu insan da böyle yapıyor ama bu benim için bir ilk, hadi bakalım..